|
Sivas vilayetinin iklimi latif ve
sıhhate faydalı ve toprağı umumiyetle
verimlidir. Arazisi her nevi hububuat,
meyve ve sebze yetiştirilir. Amasya
cihetinin elma, armudu ile bir nevi sert
buğdayı ve Tokat sancağı ile Erbaa
kazasının tütünü ve Darende’nin eriği
meşhurdur.
1903 Vilayet Salnamesi’ne göre; Sivas ve
çevresinde bazı çiftliklerin uzun yıllar
ekilmediği ve dolaysıyla dikenliğe
döndüğü belirtilmektedir. Bunun da
nedeni, yöre ikliminin sert ve soğuk
geçmesi gösterilmektedir.
1909 Yılı Tarım Sayımı istatistiklerine
göre Sivas Sancağının nüfusu 340 bin
dolayında bulunmaktaydı. 47.474 hane
tarımla uğraşmakta ve ekili arazilerin
toplan alanı 967 bin dönümü bulmaktaydı.
Sivas Sancağı’nın, sayım yıllarına göre,
tarım ürünlerinin ekilişi ve üretimleri,
biraz değişmekle beraber önemli bir
tarım potansiyelinin yüksek olduğu
görülmektedir. Özellikle topografya ve
sulama ile ilişkili olarak, kazaların
tarım ürünleri üretimi çeşitlenmektedir.
Ekili alanların büyük bir bölümünde
tahıl ekimi hakimdir. Tahıl ekiminin %
90’ının buğday ve arpa teşkil
etmektedir. Tahıllardan buğday öne
sırayı almaktadır. Ardından arpa
gelmektedir. Ayrıca baklagillerden nohut
ve fasulye, yumrulu bitkilerden patates
ekimi ve üretimi hayli önemlidir.
Sivas Sancağı’nda bağcılık ile ilgili
veriler, değişmektedir. Bağlık alanların
alanı ve üretimleri, 1909 ile 1913 ve
1914 tarım sayımlarında büyük farklar
olduğu görülmektedir. Sözkonusu bu
anormal fark, bağcılığı ile ünlü
Bünyan-ı Hamid kazasının Kayseri
vilayetine bağlanması ile ilgilidir.
Nitekim Kayseri’de bağlık alanların
alanı 1909’da 17.500 dönüm iken, 1913
yılında alan 340,136, 111,600 dönüm
olarak gösterilmektedir.
Burçak, 1909 sayımlarında tahıllar, 1913
ve 1914 sayımlarında baklagiller
hanesinde sayılmıştır. Patates, 1909
sayımlarında baklagiller, 1913 ve 1914
sayımlarında köklü bitkiler hanesinde
sayılmıştır.
Sivas Sancağı’nda tarım ürünlerinin
ekimi ve üretimi, kazalara göre dağılımı
incelendiğinde, bazı özellikler göze
çarpar. Buğday ekimi ve üretiminde,
Zara, Suşehri, kangal, Yıldızeli, Hafik
ön sıralarda yer almaktadır. Oysa arpa
üretiminde büyük farkla Suşehri öndedir.
Bunun sebebi, tahıl ekimine uygun
arazilerin fazlalığındandır. Öte yandan
Sulama imkanlarının fazla olduğu Hafik,
Gürün, Sivas merkez, Suşehri
kazalarında, patates ve fasulye ekimi ve
üretimleri hayli yekün tutarlar.
20.yüzyılı başlarında, Sivas Sancağı’nda
meyvecilik pek önem taşımaz. Daha ziyade
ceviz, dut, kayısı, erik, elma ve armut
gibi meyveler üretimi söz konusudur.
Ancak üretilen bu meyveler, ihraç
edilmeyip, iç tüketime yöneliktir.
Sivas Sancağı’nda, ekonomik
faaliyetlerden hayvancılık ekme biçme
faaliyetleri kadar önem arz etmektedir.
Nitekim 1913 Yılı Tarım sayım
sonuçlarına göre, Sivas Sancağı
sınırları içinde beslenen hayvan
miktarı, Osmanlı Devleti içinde beslenen
hayvan miktarları içinde önemli bir paya
sahiptir. Sözgelimi devlet sınırları
içinde beslenen koyunun % 2,8’i, sığırın
% 3,6’sı, Sivas Sancağı’nda
beslenmektedir. Özellikle mandanın %
3,1’i, keçinin % 2,6’sı bu yörede
beslenir. Bunda, sancağın hem bataklık
ve sulak alanlara ve hem de dağlık
alanlara sahip olması büyük rol oynar.
1913 yılında, yörede beslenen büyük baş
hayvan sayısı; 223,943 başı, küçük baş
hayvan sayısı ise 1,104,013 başı
bulmaktadır.
Sivas Sancağı’nda, hayvan ürünleri
üretimi, beslenen hayvan sayılarına göre
değişmektedir. Bu konuda en ayrıntılı
bilgiler 1913 yılı Tarım
istatistiklerinde görülmektedir. 1913
yılında sancağın süt üretimi, yapağı
üretimi hayli fazladır. Söz konusu bu
yılda sancak sınırları içinde 67 bin ton
süt, 795 ton yapağı üretilmiştir.
Sancağın bal üretimi de hayli fazladır.
Sancak sınırları dahilinde, yıllık
ortalama 100 tondan fazla bal
üretilmiştir.
Madenler ve Sanayi
Karahisar sancağında çok miktarda şab ve
Tokat’ın güneyinde bakır ve Maden kömürü
ve Gümüşhacıköy ile Tavşan dağında simli
kurşun madenleri vardır. Amasya
sancağında maden suları çok olup en
meşhuru Havza ılıcasıdır. Tuzlalarından
dahi çok miktarda istifade edilir.
Adı geçen vilayetin sanayii, pek geri
ise de, dericilik sanatı ileri
gitmiştir. Sivas, Amasya, Tokat,
Karahisar taraflarında da kilim, şayak,
seccade gibi şeyler dokunur. Vilayetin
ithalat ve ihracatına vasıta Samsun
kasabası olup, Karahisar cihetinin
iskelesi dahi Giresun kasabasıdır. Bu
iki kasaba merkez vilayete birere şose
ile bağlıdır.
1903 Sivas Vilayet Salnamesi’ne göre;
Sivas merkez sancağında 1.000 kadar halı
dokuma tezgahı bulunmaktadır. Söz konusu
bu atölyelerden bazıları, A.B.D’ye halı
satmaktaydı. Gürün’de kaşmir ve yazlı
kumaş dokumacılığı, Sivas merkezde
bakırcılık, Divriği’de demircilik ve
bıçakçılık önemli bir uğraşı idi.
1927 Sanayi Sayımı’na göre; Sivas
ilinde; toplam 846 işyeri bulunmakta ve
bu işyerlerinde toplam 2.511 kişi
çalışmaktaydı. Bunun hemen yarısını
tarıma dayalı sanayi sektörü teşkil
etmekteydi. Tarıma dayalı sanayi
sektöründe 400 işyeri bulunmakta ve
1.117 kişi çalışmaktaydı. İşyerlerinin
sektörlere göre dağılımda tarıma dayalı
sanayiden sonra, maden işletmesi ve
makine, dokuma sanayisi önemliydi.
Sonuç
Sivas vilayeti, 20.yüzyılın başlarında,
Osmanlı Yüce Devleti’nin Anadolu
yarımadasının tam merkezi kısmında yer
alan vilayetiydi. Coğrafi konumu
nedeniyle, jeopolitik önemi oldukça
fazlaydı. Nitekim bu önemini, Kurtuluş
savaşında açıkça göstermiştir.
Sivas vilayeti, kendine yeterli düzeyde
tarım ve hayvancılık potansiyeli
bulunmaktaydı. Sanayi ve ticaretini pek
canlı olmadığı vilayette, içe dönük bir
ekonomi hakimdi. Bunda yolların
yetersizliği ve kalitesizliği büyük
etkisi bulunmaktaydı. Gerçi bu dönemde
yolların onarımı ve yapımına önem
verildiyse de, ticareti pek
canlandıramamıştır.
Savaş yıllarının hüküm sürmesi, Osmanlı
Devleti’nin genelinde olduğu gibi, Sivas
Vilayeti’nde de, kıtlık, yokluk ve
sıkıntılar hakim olmuştur. Ancak tüm bu
kıtlık, yokluk ve sıkıntılara rağmen,
Sivas Vilayeti; Kurtuluş Savaşı’nın
başlatılması için önemli kararların
alındığı bir merkez olmuştur. Bun
özelliğini, Türkiye Cumhuriyeti’nin
kurucusu Mustafa Kemal Atatürk; 13 Kasım
1937 yılında söylediği şu veciz sözle
çok güzel ortaya koymaktadır. Atatürk
Sivas için; “ Burada bir milletin
kurtuluşunu hazırlayan kararlar verildi”
demiştir. |